Yer isimlerinin Türkçeleştirilmesine dair bir fikir edinmek için 3 güzel yazı var. Abdullah Gül’ün Muş-Bitlis arasında Güroymak’tan geçerken ‘Merhaba Norşinliler’ demesi üzerine MHP’liler ‘Gebze’den geçince İstanbul tabelasını kaldırıp, Konstantinopolis mi yazmak lazım’ demişler. Bu saçmalamaya gereken cevabı da içeren Çengiz Çandar’ın konuya ilişkin yazısına buradan ulaşabilirsiniz.
İttihatçı zihniyetin başlattığı ve daha sonra Kemalist zihniyetin -gerçekten bu ikisi ayrı şeyler mi?- devam ettirdiği uygulamalara ilişkin daha detaylı, konuyu daha genel olarak ele alan Ayhan Aktar’ın yazısına da buradan ulaşabilirsiniz.
Yazının son paragrafı şöyle:
Nasıl ki 1948’de kurulan İsrail devletinin, boşaltılan her Arap köyüne İbranice isim vermesi Filistin sorununu ortadan kaldırmadı ise, Kemalistlerin Kürtçe yer isimlerini Türkleştirerek Kürtleri yok sayma politikaları da sonuç vermedi. Kısacası, yanlış hesap Bağdat’tan döndü. Bakalım şimdi ne olacak?
Yok ben çok daha detaylı bir yazı istiyorum diyorsanız meselenin tarihsel gelişimini Avrupa ve Osmanlı genelinde ele alan hatta Kemalizm’in model ülkesi Fransa’nın anayasasından örnekler veren Ayşe Hür’ün uzun yazısına da buradan ulaşabilirsiniz.
Son olarak; Selçuklu’nun ve Osmanlı’nın takıntı yapmayıp olduğu gibi kabul ettikleri yer isimlerinin Türkçeleştirilmesi konusunda ısrarcı olan zihniyetin bu iki devletin mirasçısı ve torunları olduğumuz gerçeğini de reddettiklerini düşündüğümüzde ben bu meselede bir tezat göremiyorum.
Ekleme: Yazıdan bir gün sonra aynı minvalde Mümtazer Türköne’nin yazısı çıktı ki milliyetçi cenahtan gelen biri olarak bu konudaki görüşleri önemli bence. Yazıdan ilginç bir kesit:
12 Eylül darbesinden sonra yer isimleri değiştirilirken birçok özbeöz Türkçe ismin de değiştirilmesi bu vahşi cehaletin eseri. Ankara’ya yakın Dodurga köyünün isminin değiştirilmesi buna bir örnek. Biri çıkıp “Yahu ne yapıyorsunuz? “Dodurga” bir Türkmen boyudur.” demiş de isim iade edilmiş.
Not-1: “İstanbul İslambol’dan gelmedi mi?” diyen arkadaşları tekrar linkini ilk olarak verdiğim yazıyı okumaya veya Google’da ufak bir araştırma yapmaya davet ediyorum.
Not-2: İttihatçıların Osmanlı döneminin bir parçası olduğu düşünülürse Türkçeleştirme uygulamasına Osmanlının son dönemlerinde başlandığı kabul edilebilir ancak bu sonu hazırlayanların da yine İttihatçıların ta kendileri olduğunu unutmayalım.
Benzer Yazılar:
