Okuyucu yorumları bir gazetenin okur kitlesinin kültür seviyesini kavrayabilmek adına en önemli veri bana göre. Pek çok haber sitesi ve hemen her gazetenin web sitesi var. Ara sıra yorumlara göz atıyorum. Sanırım bunu hepimiz yapıyoruz. Şu ana kadar en seviyeli yorumları açık ara Radikal Gazetesinde okuduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Zaten bu gazetenin tirajının sadece 40 bin civarında olması da bunun bir göstergesi.
Yorumları değerlendirirken savunulan fikri hesaba katmıyorum. Zira Radikal’deki çoğu yoruma katıldığımı söyleyemem ama gerçekten seviyeli yorumlar. Hakaret etmek yerine fikirlerini savunmaya çalışan, genelde uzun ve daha düzgün bir Türkçe ile yazılmış yorumlar. Elbette istisnaları var.
Radikal’de diğer gazetelerden farklı olarak köşe yazılarına da yorum yazılabiliyor. Ben bizzat öyle yorumlar gördüm ki -tabi çok nadiren oluyor bu- köşe yazısını kaldırıp o yorumu yerine koymak evladır.
Türkiye İran’a mı benzeyecek haberine yapılan tansa.genç isimli kullanıcı tarafından yapılan yorum:
‘Türkiye muhafazakarlaşıyor’ demek ahmaklıktır.
Türkiye muhafazakarlaşıyor demek ahmaklıktır. 30 sene önce sıradan bir anadolu kasabasında yaşayan toplumun dindarlık algılamasını ve bunu yaşama düzeyini hatırlayalım. Örneğin ben… Şortla top oynayamazdım. Daha doğrusu şort da giyemezdim, top da oynayamazdım. Hafızanızı zorlayın isterseniz. Şort İslami tesettüre göre haramdı. Top da ilk kez Hz. Hasan ve Hüseyin’in kelleriyle oynandığı(!) için büyük günahlardandı. Kız kardeşim kot pantolon giymek isterdi ama giyemezdi. Çünkü mini etek ve kot pantolonu ancak ciddi ahlaksız(!) kadınlar giyerdi. Yazın sıcağında denize girmeye çalışırdık, birileri bizi ailemize ispiyonlardı. ‘Bizden böyle ahlaksızlıklar beklenmez’ miş… Dedem imamdı. Aya gidildiğine inanmak bile küfre götürürdü(!). Çevrede dinsel anlamda fazla rahat olduğunu bildiğimiz birkaç aile vardı. Onlar bile Ramazanlarda oruç tutmadığını gizlemek ve Bayram namazlarına katılmak zorunda kalırlardı. Çoğu din adamına göre ‘Okullar küfrü öğretiyordu’… (Hoş şimdi de pek Cumhuriyetçiler benzer bir üslup kullanıyorlar ya) Kız çocuklarının bile başları açık olamazdı. Hemen hemen her aile kadını çarşaflı yada fazlaca örtülüydü. Bu namus göstergesiydi. Zaman zaman aklıma gelen ama şu an hatırlayamadığım daha bir sürü şey… Şimdi nasıl hiç utanmadan, sıkılmadan toplumun dindarlaştığını söyleyebiliriz. Tam tersine hem doğal olarak, hem de ülkenin hedeflediği yönde ilerlemekten dolayı toplumda dini duygular ciddi erezyona uğramıştır. İmam dedem bile hayatının son 10 yılında enflasyonla birlikte parasını bankaya yatırıp çatır çatır haram dediği faizi yemiştir. Ne o şortlar ne top oynamak ne de aya gidildiğine inanmak… Konfor denen şey herkesi delice bir değişime doğru sürüklüyor. En fanatikler bile başından başka her yanını açmış durumdadır. Türban açılmaya giden son evredir. Bugün etrafta gördüğümüz kapalı yoğunluğu yeni bir oluşum değil devlet eliyle yaratılmış bir orta sınıfın karşısında bu defa siyasi iktidarla yükselen yeni halk orta sınıfıdır. Aslında bir devrim söz konusudur ama bu devrim rejime karşı değil geçmişte devletin kendi elleriyle yarattığı ve kendini Jakoben Beyaz Türk olarak tanımlayan orta sınıfa karşı yapılan bir halk orta sınıfının yükselmesidir. Yaşadığımız tüm tantana da bu Jakoben sınıfın iktidarını kaybederken Laiklik üzerinden attığı sahtekar çığlıktır.
Not: Yorumlara kapalı olan veya internetten yayınlanmayan gazeteler de var elbette. Örneğin Taraf’taki yorumlar nasıl olurdu merak ediyorum doğrusu. Benimkisi sadece bir gözlem, kesin bir bilgi değil.
Benzer Yazılar:
