Gazete editörleri genelde kötü köşe yazarlarıdır. Hemen hiçbirinin kendine has bir üslubu yoktur. Ekrem Dumanlı da bu kuralın istisnası değil. Ancak benim merak ettiğim uzunca bir zamandır sinema üzerine yazmayı kendine misyon edinmesi. Galiba gazete editörü olmak her konuda ahkam kesme hakkı veriyor insana.
8 ağustos tarihli yazısında geçen :
— “Hazret-i İsa’nın son 12 saatini anlatan Tutku (The Passion of the Christ/2004) şüphesiz Hz. İsa filmlerinin en çarpıcı, etkileyici örneğidir. İsa Peygamber’e yapılan işkence neredeyse bütün teferruatıyla anlatılır. Mel Gibson’ın yönetmenliğini yaptığı filmde kanlı sahneler o kadar ürkütücüdür ki insanın o kareleri seyretmeye yüreği dayanamıyor. Böyle bir filmi İslamî hassasiyeti olan bir yönetmen çekebilir mi? Hayır!
Bir kere İsa Peygamber’i sureten canlandırmayı onun hatırasına saygısızlık sayar. İkincisi Kur’an ve hadis gibi kaynaklarda olay başka türlü anlatılır. Hz. İsa’nın “Baba, beni yalnız mı bırakıyorsun?” gibi şüphe içeren bir laf etmesi asla düşünülemez.”
ifadeler üzerine Dücane Cündioğlu aşağıdaki satırları yazmış:
Doğru tesbitler de ihtiva eden bu satırlarda tashihe muhtaç ciddi noktalar var. En azından tartışmaya değer noktalar…
Ve de tartışmış o noktaları, beni aşan yazısında.
Başlıkta belirttiğim gibi bu mesele beni aşıyor. Yazıyı okuyunca siz de ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Dücane abinin daha önce de bu tür “beni aşan” yazıları olmuştu ki yeri gelince yazacağım. Ancak onun vicdanına olan itimadım tam.
Benzer Yazılar:
