Geçmiş ile hesaplaşıp, geleceğe güvenle bakacaktı. Şu anda bu ifade ona sigorta reklamı gibi gelse de, ilk duyduğunda nasıl da hazırdı görülecek tüm hesapları görmeye, ödenecek bedelleri ödemeye. Son 8 yılını eline alıp sayfaları karıştırmaya başladı. Aslında her bir cümleyi tek tek, dikkatle okumaya niyetliydi ama şimdi tek yapabildiği sayfaları sıkıntı ile karıştırmaktı. Bu, daha [...]
Bu da güzel bir Zuhal Olcay parçasıdır. Bir de İlkay Akkaya’dan Ah Sensiz vardır bana Ankarayı hatırlatan. Nedendir bilmem?
Güzel bir Ege parçasıdır. Youtube’da ara sıra dinlerim. Anlamadığım çok az izlenmiş olması. Parçanın beni en çok etkileyen kısmı ise:
Gel desen…
Gel desen de gelemem ki
Çaresizliğimin ortasındayım.
Reklam panolarında görüyordum bir süredir, “İstanbul Kültür Başkenti” diyen afişleri. Nihayet bir dizi kutlama gerçekleştirildi. Tam olarak ne olduğunu anlayamadım, hayatımızda ne değişeceğini ya da “yaşadığım istanbul” ile kültür kelimesi arasındaki bağı. Hep aynı şeyi düşündüm. Şarkılara-şiirlere konu olan, edebiyatçıların ilham aldığı, her birinin içinde ayrı bir yeri olan (en azından öyle iddia ediyorlar) o [...]
Zaman parmaklarının arasından kayıp gidiyor. Biraz korku, biraz tevekkül, biraz acziyet ve illa ki umut. Yine dik yürüyorsun, farkında değilsin, başın öne eğiliyor. Bir telaş kapladı içini, yüreğini değil ama. Yüreğin suskun, yüreğin farkında olanın, bitenin.
Öylesine aciziz işte. Utanılacak kadar aciz. Aşık olunacak kadar.
Bu arada bir arkadaşımız tüm Türkî dillerde “Yeni yılınız kutlu olsun” mesajı göndermiş. Çok hoşuma gitti. Ne kadar doğru olduklarını bilemiyorum. İlgili dili bilen arkadaşlar doğru olduğunu belirtirlerse aşağıdakilerin sahihiyeti konusunda şüphemiz kalmamış olur
Altay Türkçesi: Slerdi cangı cılla utkup turum!
Azerbaycan Türkçesi: Yeni iliniz mübarek olsun!
Başkırt Türkçesi: Hizzi yangı yıl menen kotlayım!
Çuvaş Türkçesi: Sene [...]
31 Aralık günü insanlar garip bir psikoloji içerisine giriyorlar. Dostoyevski’nin Ölüler Evinden Anılar‘ında anlattığı kürek mahkumlarının Noel yortusundaki o acınası halleri geliyor aklıma.
Gerçi Noel’e bu insanların atfettikleri bir kutsiyet vardı. Anlayamadığım kısmı ise Engin Ardıç’tan alalım:
…
Gene bir yılbaşı gelmektedir. Ortalığı gene, bir “takvim cilvesi” olmaktan başka bir özelliği bulunmayan, anlamsız bir günü kutlamaya hazırlanan bir [...]
Yeni bir yıl… Yeni umutlar…
2009′un garip şimdi anlayamadığım o tarifsiz ruh haline büründüğüm zaman diliminde, içimdeki son umudu da yargılayıp astıktan sonra karaladığım bir kaç mısra:
İçimdeki umut taciri
Ve göçmen yüreğim
Kandırılmış mülteci
Bir TIRın her defasında
Ölmek üzereyken arkasında
Bir başka diyara sürgün
Bir başka kıyıya vurgun
Bir denizin her defasında
Ölmek üzereyken ortasında
Kaderini değiştirmekti
Tek gayesi
Kaçabilseydi
Ya da
Ölebilseydi
Dünyanın bilgisi elimizin ucunda ama tertibi olmadıktan, istikameti belirlenmedikten ve ne idüğü hakkında zihni berraklık hâsıl edemedikten sonra bilgi mânâsız, hatta tehlikeli bir mâlumat anbarı haline gelir. Eğitim de zaten bilgi edinmeye değil, bilgi işleyebilecek hâle gelmeye hazırlar insanı. Tâze mezun gençlerin çoğunun hâlâ bilmedikleri, pek azının farkedebildiği bir nükte!
demiş Ahmet T. Alkan ilgili yazısında. [...]
Uzun zamandır düşündüğüm bir konu üzerine yazmış Haşmet Babaoğlu. Büyük şehirlerdeki trafik ve zaman problemi üzerine. Hergün servislerde, otobüslerde, metrolarda vs. saatlerimiz heba oluyor. Ne zaman çevreme baksam insanlar boş boş pencereden dışarı bakıyor, e-5 karayolunun o canım manzarasını temaşa ediyorlar. İnsanlar amaçsız, gayesiz kendilerini akıntıya bırakmışlar adeta. Her gün sabah ve akşam 40 dk. [...]