Onun İçin Şöyle Böyle Diyorlar!

Önce vejetaryen köpekbalığı şimdi de vejetaryen aslan. İkisi de her nedense ot -ya da yosun ?- yemeyi tercih ediyor -ne şeker değil mi ?- ve tabi içerisinde bulundukları toplum tarafından dışlanıyorlar. Heyecan dolu hikayelerinin sonunda bir şekilde kendilerini ispatlıyor ve çevrelerinde tekrar kabul görüyorlar. Biz de buradan “Farklılıklara saygı duymalıyız, farklılık zenginliktir” gibi bir mesaj alıyoruz ya da aldığımızı sanıyoruz. Peki ya filmlerin asıl muhatabı olan çocuklar bundan nasıl bir ders çıkarıyorlar kendilerine?

Hikayeyi baştan alalım. Şimdi gözlerinizi kapatın ve o haşmetli, titreten edası ve ona ünvanını kazandıran yeleleri ile bir aslanın kafasını çayıra gömüp otlamaya başladığını hayal edin. Ne o? Birden açtınız gözlerinizi. Oldu mu şimdi? Yakışık aldı mı delikanlı aslana otlamak? Ya da bir köpekbalığına yosunlamak? (sahi ne yer et yemeyen balıklar, yosun mu?)

Bahsettiğim manzara hiç bir zaman görülmedi ve görülmeyecek. Çünkü hayvanlar her zaman yaratılışları üzere yaşayacak. Yaradılışının rağmına hareket eden bir insanoğlu oldu bu dünyada. Ve hep öyle olacak, ta ki bu tavrı sonunu hazırlayana dek.

Ve bu fıtrattan sapışın kabul edilebilir olduğunda da ısrar eden birileri, her türlü sapkınlığa saygı duyulması gereken bir tercih nazarıyla bakılması gerektiğini savunan birileri, savunduklarını her fırsatta ellerindeki envay türü imkan ile zihinlerimize enjekte etmeye çalışacak birileri her zaman olacak.

Tüm dünyada çocukların hayranlıkla izlediği bazı çizgifilmlerden bu manayı çıkaran yazarın içi mi fesat?

Batı henüz çocuk filmlerine eşcinsel kaharamanlar(!) koyacak kadar medenileşmediyse yazarın suçu ne?

Bu meselede hep o kafasını kurcalayan iki kavram mı?

Bilinçaltı, körpe zihinler.

Benzer Yazılar:

  1. Okuma Hevesi
  2. Haşema Mayo’yu Dinin Rüknü Yapmak

Gönder Yorumunu

Korkmayın e-posta adresiniz yayınlanmaz, kötü yola düşmez İşaretli alanlar zarurîdir *

*
*