Geçmiş ile hesaplaşıp, geleceğe güvenle bakacaktı. Şu anda bu ifade ona sigorta reklamı gibi gelse de, ilk duyduğunda nasıl da hazırdı görülecek tüm hesapları görmeye, ödenecek bedelleri ödemeye. Son 8 yılını eline alıp sayfaları karıştırmaya başladı. Aslında her bir cümleyi tek tek, dikkatle okumaya niyetliydi ama şimdi tek yapabildiği sayfaları sıkıntı ile karıştırmaktı. Bu, daha çok göz gezdirerek bir şeyler aramaya benziyordu. Aradığı neydi?
Doktor bulacaksın demişti, sayfaların arasında bir yerlerde bulacaksın. Neyi bulması gerektiğini tam izeh etmemişti. Belki de o anlamamıştı. Yine de bir his “bulduğunda bileceksin” diyordu.
Ancak oda, ne yeterince karanlıktı ne de yeterince sessiz. Herşeyden önemlisi halet-i ruhiyesi müsait değildi. Dağınıktı. Duyguları ile düşünceleri, hatıraları ile hayalleri birbirine karışıyordu.
Yatağa girdiğinde bulunacak bir şey olduğundan şüpheliydi. Görebildiklerinin arasından tek hissedebildiği ona ait olanlardı. Ah bu defterlerden bir kurtulabilseydi. Değiştirebilseydi kayıtları.
O defterleri anlamak için anadillerinden birinin de Türkçe olması yeter miydi?
